Türkiye Obezitede Riskli

İstanbul Bariatrics’den Prof. Dr. Ahmet Türkçapar, Türkiye’nin obezite bakımından riskli durumda olduğunu belirterek, “Özellikle yeni kuşak çok şişman. Aileler çocuklara fastfood’dan ziyade evde yemek yeme alışkanlığı kazandırmalı” dedi.

Prof. Dr. Ahmet Türkçapar, Kahramanmaraş’ daki Eczacıbaşı Boxter Laparoskopik Cerrahi Atölye Çalışmaları hakkında düzenlenen seminerde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin obezite haritası hakkında bilgiler vererek, hastalığın tedavisinde alınan mesafeleri anlattı.

Mide kelepçesi ameliyatı ile obeziteye geçici çözüm bulunduğunu aktaran Türkçapar, mide by-pass ameliyatları ile de kesin çözüme ulaşıldığını kaydetti. İlaçların şişmanlığı gidermediğini belirten Türkçapar, “Biz artık mide by-pass ameliyatları, yani laparoskopik cerrahi dediğimiz ameliyatlar yapıyoruz. Bu ameliyatlarda kalıcı çözümler elde ediyoruz. Laparaskopik’in ne avantajı var diyecek olursanız. Ameliyatın ardından hasta sadece 1 gün hastanede yatıyor, ağrısı az. Ayrıca diğer ameliyatlarda olan derin ameliyat kesikleri olmuyor.
Bunların yanında hastada enfeksiyon, fıtık, yapışıklık, bağırsak düğümlenmesi gibi riskler oluşmuyor” diye konuştu.
Mide kelepçesi ve by-pass arasındaki fark hakkında da bilgiler veren Türkçapar, “Mide kelepçesi bazı hastalarda başarılı. Mide by-passı ise kesin çözüm. Mesela dondurma yiyorsunuz, mide kelepçesinde sızma yaparak hastada şişmanlatmaya neden oluyor.
By-pass’ta ise bağırsağı ve mideyi atladığı için kilo alması gibi bir durum söz konusu olmuyor” şeklinde konuştu.
Hızlı yemek yeme mideyi büyütüyor
Türkiye’nin obezite haritası hakkında da açıklamalarda bulunan Türkçapar, kadınların yüzde 35’inin, erkeklerin ise yüzde 25’inin şişman olduğunu söyledi. İnsanları fastfood, yani hızlı yemek yemekten kaçınmaları konusunda uyaran Türkçapar, yeni kuşağın da karbonhidrat ve fastfood tüketimi nedeniyle şişman olduğuna dikkat çekti.
Ailelerin, çocuklarına evde yemek yeme alışkanlığı kazandırması gerektiğine işaret eden Türkçapar şunları söyledi: “Türkiye’de karbonhidratlı yiyecekler grubunda sıkıntımız var, yani un ve türevleri ile besleniyoruz. Biliyorsunuz bu çok önemli. Karbonhidratlar insanları şişmanlatıyor, ‘Makarna şişmanlatmaz’ deniyor, hayır aksine kilo aldırıyor. Örneğin sebzeyle et yerseniz şişmanlatmaz, ama unlu yiyeceklerle et yerseniz şişmanlatır. Bir diğer konu, iş hayatı değişince insanlar fastfooda yöneldi. Bu kesinlikle birinci hata oluyor, adı üstünde hızlı yemek. Hızlı yediğiniz zaman mideniz büyümeye başlıyor. Daha çok yemek yeme ihtiyacı hissediyorsunuz.
Şişmanlıkta Türkiye olarak riskliyiz. Özellikle yeni kuşak çok şişmandır. Bir defa aileler çocuklarına çok dikkat etmek zorundalar. Evde yeme alışkanlığı, aile ile yemek yeme alışkanlığı bunlar çok önemli.
Karbonhidratlardan uzak durmak çok önemlidir. Tabi yenecek ama sınırlı oranda.
Spor, yapılması çok önemli, gençler spora yönlendirilmeli ve beyaz et tüketimi teşvik edilmeli.”
Okullarda tehlike daha büyük
Okul döneminin beslenme bozuklukları açısından ele alınması gereken önemli evrelerden biri olduğunun altını çizen Dr. Kaçıran, beslenme ile okul başarısı arasındaki önemli etkileşime dikkat çekti.
Psikososyal desteğin, uygun beslenmenin, iyi sağlık ve bilişsel uyarının çocuk gelişimi için önemli ana öğelerden biri olduğunu belirten Kaçıran, “Beslenme bunların içinde en önemlisidir. Bu dönemde çocukların yeterli ve dengeli beslenmelerinin sağlanması ile çocukların büyüme ve gelişmelerinin tam olması, vücut dirençlerinin artarak bulaşıcı hastalıklardan korunmaları, kolay öğrenmeleri ve başarılarının artması sağlanabilir. Beslenme ile olumlu davranışların edinilmesi öğrencinin tüm yaşamı boyunca sağlıklı olması konusunda önemli katkı sağlayacaktır. Bu nedenle okul çocuklarının beslenmesi okul sağlığı hizmetlerinin bir parçası olmalıdır” dedi.
Dr. Osman Kaçıran, ilin her bir yerleşim merkezini, sosyoekonomik yönden kapsayacak şekilde Gümüşhane merkezdeki 4 büyük ilköğretim okulu üzerinde çalışma yaptıklarını ve 1409 öğrencinin boy ve kilolarını tespit ettiklerini dile getirdi. Her sınıfa beslenme ile ilgili eğitim verdiklerini kaydeden Kaçıran, “Tespit edilen beden kitle indeksi (BKİ) yüksek olan çocuklar için, diyetisyen gözetiminde dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve uygun diyetleri içeren 6 aylık bir program oluşturduk. Ayrıca bu çocukların aileleri ile görüşülerek bebeklikten itibaren beslenme şekillerini ve ne tür gıdalarla beslendiklerini, ailesinin sosyoekonomik yapısını da içine alacak şekilde detaylı bir anket yaptık. 10 aylık bir çalışma sonucunda elde ettiğimiz veriler, halk sağlığı uzmanımız tarafından istatiksel olarak değerlendirildi” diye ifade etti.
Yaptıkları bu çalışmayla Gümüşhane’deki öğrencilerin beslenme ve gelişimlerini takip etme açısından kendilerine yol gösterecek çok önemli bilgiler elde ettiklerini vurgulayan Dr.
Kaçıran, Obez olarak değerlendirmeye aldıkları 50 öğrenci için yaptıkları anketin olumlu ve olumsuz sonuçlarını şöyle sıraladı: “Olumlu sonuçlar aldığımız öğrencilerin; düzenli kahvaltı ettikleri, günde 3 defa düzenli olarak öğünlerini yedikleri, ekonomik durumlarının orta ve iyi düzeyde oldukları, hepsinin bebekliğinde yeterince anne sütü almış olduğu, hazır mama ile beslenenlerin oranın beklenenin aksine düşük olduğu, çocukluk dönemlerini annelerinin yanında geçirdiği, sebze olmasa da meyveyi yeteri kadar tükettikleri, beklediğimizin aksine, çikolata cips, hamburger, kola gibi kalorisi yüksek gıdaları çok tüketmedikleri tespit edildi.
Olumsuz yanları ise, beyaz ekmeğin, peynirin (sağlık açısından olumlu fakat ekmek tüketimini arttırarak fazla kalori alınmasına neden olmakta), patatesin çok tüketilmesi, süt içiminin yeterli olmaması, yeterince sebze almamaları, kahvaltıda ağırlıkla reçel, sürülür çikolata ve peynirin daha çok, balın ise daha az tüketildiği, annelerinin eğitim düzeyinin düşük olduğu, fiziksel aktivitenin olmadığı, öğün arası atıştırmanın çok olduğu gözlemlendi.” Kızlar televizyon seyretmeyi erkekler bilgisayar oynamayı tercih ediyor
Araştırma neticesinde çarpıcı sonuçlara da ulaştıklarını kaydeden Dr.
Kaçıran, “Yaş ortalaması 12 olarak tespit edilen öğrencilerin ergenlik dönemi başlangıcı olması nedeni ile mevcut obezlerin tam anlamı ile beslenme bozukluğuna bağlı olduğunu söylemek çok doğru olmayacak. Tespit edilen bu öğrenciler hakkında ortaya çıkan başka bir durum da gözden kaçmadı. Düşünülenin aksine bu çocuklar kendi hallerinden oldukça mutlu, arkadaş ve sosyal uyumu yüksek, okul başarısı yüksek, çok mutlu öğrencilerdi.
Kendilerinden emin ve gelecek kaygısı olmayan stresten uzak oldukları görüldü. Fiziksel aktivitelerinin düşük olması; okul saatleri dışında ve hafta sonları çocukların okul derslerine ayırdığı hareketsiz saatlerden sonra, istirahat için kızların TV seyretmeyi, erkeklerin de bilgisayar oynamayı tercih ettikleri görüldü”dedi.
Yaptıkları çalışma neticesinde tespit ettikleri 350 öğrencinin 6 ay boyunca düzenli egzersiz ve beslenme eğitiminden geçirildiklerini, obez olanlar için ise kişiye özel diyetisyen kontrolünde diyet uygulandığını ifade eden Dr.
Kaçıran, “Çalışmalarımız aynı hızda bu yıl da devam edecek olup aynı öğrencilerin ergenlik dönemi ve soması durumları da değerlendirilerek daha somut bilgilere ulaşacağız. Sonuç olarak yapılacak eğitimlerde çocuklara dengeli beslenme hakkında bilginin yanında ergenlik döneminde kilo alınabileceği ve bunun için fiziksel aktiviteyi artırmak gereği, dolayısı ile evde değil de dışarıda zaman geçirmenin uygun olacağı hakkında bilgi vermenin doğru olacağı kanaatindeyiz” diye konuştu.

–Metin Alıntı–   www.bitkiselhaber.com/turkiye-obezitede-riskli-_d74394.html

–Görsel Alıntı– i.ytimg.com/vi/_MHNTlLmA0c/maxresdefault.jpg

–Görsel Alıntı– www.doktortakvimi.com/ahmet-turkcapar/genel-cerrahi/istanbul

Siz Ne Dersiniz?