Diyabetle Yaşamak

Hızla artan diyabetle mücadele etmek, bu salgın hastalığın önemi vurgulamak ve farkındalık yaratmak için her yıl 14 Kasım ‘Dünya Diyabet Günü’ olarak kutlanır. Simgesi mavi halkadır ve diyabete karşı birlikteliği temsil eder. Diyabet, pankreasın yeterli insülin üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan, şeker yüksekliğiyle seyreden bir hastalıktır.

Dünyada 2015 yılı verilerine göre 415 milyon diyabetli varken bu rakamın 2040 yılında 642 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise 1998 yılında TURDEP-I çalışmasında %6,7 olan diyabet oranı TURDEP-II çalışmasının sonuçlarına göre %13,7’ye varmıştır. Aile geçmişi, fazla kilolu olmak, hareketsiz bir yaşam sürmek, kötü beslenmek diyabet riskini arttıran faktörler arasındadır. Eğer sık idrara çıkma, çok su içme, kilo kaybı, halsizlik, yorgunluk, bulanık görme gibi şikayetleriniz varsa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna gitmeli, kan şekerinizi kontrol ettirmelisiniz. Diyabet konusunda deneyimli bir hekimi ziyaret edin Diyabetiniz olduğunu öğrendiğinizde, ki bazen evde kendi şekerinizi ölçerek bile farkına varabilirsiniz, mutlaka bu konuda deneyimli bir hekimi ziyaret etmelisiniz. Doktorunuz tetkik sonuçlarınıza ve diyabet türüne göre size uygun bir tedavi düzenleyecektir. Tip 1 diyabetli iseniz eksik olan insülini dışarıdan yerine koymak gerekir. Tip 2 diyabetli iseniz bazen sadece tıbbi beslenme tedavisi ve düzenli egzersiz ile bazen de bunlara ilaç veya insülin ilavesi ile kan şekeriniz kontrol altına alınır. Kan şekerlerinizi düzenli olarak kontrol edin. Doktorunuz, belli aralıklarla evde şekerinizi kontrol etmenizi isteyecektir. Düzenlenen tedavinin size uygun olup-olmadığını anlamanın en iyi yolu sık ölçüm yapmaktır.

Şekerinizi dengede tutarsanız kendinizi daha iyi hisseder, diyabete bağlı gelişebilecek göz, böbrek, kalp-damar hastalıkları gibi komplikasyonları azaltabilir veya engelleyebilirsiniz. Bir diyabet diyetisyeninden beslenme eğitimi alın Sağlıklı beslenme herkes için ortaktır ve diyabetli bireyler, kan şekerlerini kontrol altında tutabilmek için özel yiyeceklere ihtiyaç duymazlar. Güncel beslenme tedavisinde yasaklı besinler yer almaz. Öğrenmeniz gereken, kan şekerini hangi yiyeceklerin yükselttiği, bu yiyecekleri ne miktarda tüketmeniz gerektiği ve bu beslenme planının sizin tedavinize (kullandığınız ilaç/insülin tipi ve dozları), fiziksel aktivite programınıza uygun olup olmadığıdır. Kişiye özgü düzenlenen tıbbi beslenme tedavisi, üç aylık şeker ortalamasını gösteren Hba1c düzeylerinde %1-2 (yeni tanı konmuş diyabetli bireylerde ise %3’e yakın) azalma sağlamaktadır . Yani doğru beslenme, diyabet tedavisinde kullanılan bir ilaç kadar etkilidir. Besinler, karbonhidrat, protein, yağ, vitamin, mineral, su gibi besin öğeleri içerir. Tıbbi beslenme tedavisinde, günlük toplam enerjinin %45-60’ının karbonhidratlardan, %20-35’inin yağlardan, %15-20’sinin (böbrek fonksiyonları normal ise) proteinlerden gelmesi önerilmektedir.

Günlük toplam enerji (kalori) alımı ise, birey fazla kilolu ise sağlıklı kiloya ulaşacak, sağlıklı kiloda ise koruyacak şekilde düzenlenmelidir.

Karbonhidratlar: Şeker, nişasta ve posa olarak 3 gruba ayırabiliriz. Temel enerji kaynağımız olan
karbonhidratları, vitamin, mineral, posadan zengin olan meyve, sebze, tam tahıl ve baklagillerden seçmek, şeker ve şeker ilave edilmiş yiyecek ve içecekler gibi enerji değeri yüksek, vitamin ve mineralden yoksun sağlıksız karbonhidratların tüketimini sınırlandırmak daha doğru ve sürdürülebilir bir yaklaşımdır.

 

Proteinler: Proteinlerin yapısındaki aminoasitler kas dokusunun korunmasında görevlidir. Proteinler, hayvansal ve bitkisel kaynaklı olabilirler. Et, tavuk, balık, yumurta, peynir hayvansal protein kaynaklarıdır. Baklagiller hem protein, hem karbonhidrat içerirler. Çok fazla hayvansal protein tüketimi, günlük yağ alımını da arttıracağından sağlıklı beslenme programına uygun değildir.

 

 

Yağlar: Süt, peynir, et, tereyağı gibi hayvansal gıdalar doymuş yağlardır. Yapılan çalışmalar, uzun süre (özellikle doymuş) yağdan zengin beslenmenin insülin direnci ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Doymuş yağdan gelen enerjiyi azaltmak; yerine zeytin, zeytinyağı, fındık, fındık yağı, badem, avokado gibi “tekli doymamış”; ayçiçek yağı, mısırözü yağı ve omega 3’ten zengin somon, ton, sardalya gibi yağlı balıkları yani “çoklu doymamış” yağları tercih etmek daha doğru bir seçimdir. Omega-3 kaynağı olan balığı haftada en az 2 gün tüketmek kalp damar hastalıklarından korunmak açısından da önem taşır.

 

Fiziksel olarak aktif olun: Düzenli egzersiz yapmak; diyabet yönetimine yardımcı olur. Fakat egzersize başlarken hangi aktivitenin size uygun olduğu konusunda mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Egzersiz karbonhidrat ihtiyacını arttırır. Öncesi, sırası ve sonrası sık ölçüm yapmak, egzersizin kan şekeriniz üzerindeki etkisini gösterir. Özellikle insülin kullanıyorsanız, insülini azaltarak veya karbonhidrat tüketiminde önerilen artışları yaparak hipoglisemiden korunabilirsiniz.

 

Unutmayın!
Diyabet tedavisi bireye özgüdür. Diyabet konusunda deneyimli bir ekiple (doktor, diyetisyen, hemşire) çalışarak, diyabetle yaşamayı öğrenebilir, güncel tedavi ve sağlıklı yaşam tarzıyla kan şekerinizi hedeflenen aralıkta tutabilir, diyabete bağlı oluşabilecek komplikasyon risklerini azaltabilir, sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürdürebilirsiniz!

Uzm. Dyt. Ceren Yolaçan İşeri

 

 

Siz Ne Dersiniz?