“Benim bir hastalığım var. Adı OBEZİTE”

 

OBEZİTE hastalığı olanlar çoğunlukla önyargının, suçlanmanın ve ayıplanmanın hedefi olurlar.

Ve çoğunlukla, sessizce acı çekerler…

 

ANCAK, ARTIK SESLERİ YÜKSELİYOR.

Bilmenizi istedikleri:

“Benim bir hastalığım var. Adı Obezite. Bu hastalığa sahip olmamın sonucu, vücut hücreleri çok kolaylıkla ve gayet verimli bir şekilde yağı depoluyor”

“Biliyorum ki, benim vücudumun bu yağı metabolize etmesi; ne kadar zorlasam, ne kadar denesem de (ve inanın her bir allahın günü deniyorum ) müthiş derecede zorlukla oluyor.

“Biliyorum, biliyorum… Bana inanmıyorsunuz. İnanmıyorsunuz ki obezite bir hastalık. Bunun benim iradem – iradesizliğim olduğunu düşünüyorsunuz.”

“İnanmıyorsunuz ki benim vücudumun kolaylıkla yağı depoladığına. Benim çok fazla yediğimi düşünüyorsunuz. Yanlış gıdalardan çok fazla, doğru gıdalardan da yetersiz yediğimi düşünüyorsunuz.”

“Benim vücudumun yağı kolaylıkla yakmadığına inanmıyorsunuz. Düşünüyorsunuz ki ben yeterince ya da doğru egzersiz yapmıyorum.”

“Bu inanışlarınızda yalnız değilsiniz. Bir çok insan benim yanımda olmaktansa, beni yargılamayı, suçlamayı; benimle olmaya tercih eder.”

“Komik olan ne biliyormusunuz? Benim obezite hastalığım olmasına rağmen, ben de yargılıyorum kendimi. Hem de çok katı yargılıyorum. Çünkü etrafınız sizi defalarca, tekrar tekrar tekrar nasıl olduğunuzla ilgili yargılayınca, siz de zamanla böyle olduğunuza inanırsınız. Kendinizle ilgili gerçeği bilmenize rağmen, bu insanı tüketir. Yenilirsiniz…”

“Ve yenilince de:

Hakkınız olan, uygun fiyatlı tedaviyi bulmak, bunun uğruna savaşmak

Veya daha sağlıklı besinleri bulmak

Veya iş yerinde tacize, ayrımcılığa uğramamak

Veya sadece günlük hayatta saygı ve insan muamelesi görmek

DAHA DA ZOR OLUR…”

“Bu benim insan olarak kendimi, ya da millet olarak kendimizi iyileştirmemize nasıl yardım eder? Etmiyor ve ETMEZ1”

“Biliyormusunuz, Türkiyede 15 MİLYON kişi obezite hastası.”

“ 15 MİLYON! Yani yaklaşık her 5 KİŞİDEN 1’i ”

“Gerçek şu ki, OBEZİTE komplike bir hastalık.”

“Ve tabii ki tedavisi de, cerrahi de dahil bir çok değişik metod gerektirebilir; ki bunların da hiçbirisi kolay çözüm değildir.”

“Bütün zorluklarına rağmen BEN PES ETMİYORUM!. Biliyorum ki, obezite hastalığımı yönetmek ve tedavi etmek, benim sorumluluğum. Tıpkı diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi.”

“Size söz veriyorum, ben üzerime düşeni yapacağım. Buna karşılık, sizden de ÜZERİNİZE DÜŞENİ YAPMANIZI İSTİYORUM.”

“Sadece belimin kalınlığını görüp, benim hakkımda ne yediğim, nasıl yaşadığım, nasıl egzersiz yaptığım ya da başka ne hastalıklarım olduğu ile ilgili VARSAYIMLARDA BULUNMAYI DURDURUN!”

“Benim ruh sağlığım, gelirim, eğitimim ya da ailemin beni nasıl yetiştirdiği; ne gibi tedaviler denediğim ya da denemediğim ile ilgili TAHMİN YÜRÜTMEYİ KESİN.”

“Çünkü benimle ilgili, bir tek şey biliyorsunuz: BENİM BİR HASTALIĞIM VAR; ADI OBEZİTE.”

“Ama bilmenizi istiyorum ki, suçluluk, suçlanma ve yargılanma YETTİ BANA!”

“Bir hastalığım olduğu için yerden yere vurulma, YETTİ BANA!”

“Terazideki bir sayı yüzünden yargılanmak, YETTİ BANA!”

“Biliyorum ki, OBEZİTE hastası olarak sorumluluğum, haklarımı ve obezite hastası 15 MİLYON Türk’ün haklarını savunmayı da gerektiriyor.”

“Çünkü şu bir gerçek ki, bu hastalık HEPİMİZİ etkiliyor.”

“OBEZİTEYİ tedavi ederken, bana karşı olmaktansa, SİZİ BENİM YANIMDA OLMAYA DAVET EDİYORUM.”

“BEN ÜZERİME DÜŞENİ YAPACAĞIM YA SİZ?”

“SİZ DE ÜZERİNİZE DÜŞENİ YAPMAYA ŞİMDİ BAŞLAYIN!

 

Kaynak: https://youtu.be/mrJfPmGPWjQ

Türkçeleştirme: Pınar Akgün

Siz Ne Dersiniz?