OBEZ FOBİSİ

Obez İnsanlar Görüyorum

Obez fobisi artık coşmuş vaziyette ve obezite problemine fena halde katkıda bulunuyor.

Bütün insanlar eşit yaratılmıştır, sadece eğer obez değillerse! Türk halkının neredeyse, yüzde otuzunun obez olmasına rağmen.

Obez kişiler, tembel, disiplinsiz, üçkâğıtçı ve düşük zekâlı olarak algılanıyorlar. Toplumun yarıdan çoğu, kişilerin kilosu ile ilgili negatif bir yorum yapmaktan hiç çekinmiyor.

Obezite, tolere edilebilir önyargının sınırına dayanmış durumda. Dil, din, ırk, cinsiyet gibi kıstaslarda ayırımcılık yapmak kanun dışı kabul edilirken, insanların kilolarına göre ayırımcılığa uğramasını engelleyen hiçbir şey yok. Bu da demek oluyor ki, eğer bir işveren obez veya fazla kilolu birini işe almak istemezse veya ev sahibi evini tontonlara kiralamak istemezse yapacak hiçbir şeyiniz yok!

Araştırmalar da göstermiş ki, kilo – obezite – ayrımcılığı tontonlara her yönden saldırıyor:

  • Doktorların neredeyse yarıdan fazlası obez kişileri çirkin, tuhaf ve tedavilere uymayan kişiler olarak görüyor
  • Hemşirelerin yarıya yakını obez hastalardan rahatsızlık duyuyor
  • Öğretmenlerin yüzde otuzu obezitenin bir kişinin başına gelebilecek en kötü şey olduğunu düşünüyor
  • Mahkemelik olan obez kişiler büyük ihtimalle suçlu bulunmaya daha uygun olarak görülüyor.
  • Obezlerin yüzde yetmişinden fazlası öyle ya da böyle bir aile üyesi tarafından kilo ile ilgili tacize uğruyor
  • Obez veya fazla kilolu kişilerin yüzde elli ikisinden fazlası iş aradığı veya işinde yükselme beklediği sırada ayrımcılık kurbanı oluyor.
  • 4 yaşındaki çocuklar bile obez çocuklarla arkadaşlık kurmakta çekingen davranıyor.

Bütün bu durumlar sadece duygusal ve psikolojik olarak kilolu obez bireyleri yaralamakla kalmıyor, depresyon, kendi vücudunu sevmeme, kendine güvenmeme sorunları yarattığı gibi, obezite probleminin kendisine de katkıda bulunuyor.

Kimileri obezleri obezliği ile suçlamanın, onların üstüne gitmenin “Onların iyiliği için olduğunu” söylese de, biliyoruz ki bu doğru değil. Doğru olsaydı, bu durum arttıkça obezitenin azalması gerekirdi. Hâlbuki obezite oranları giderek artıyor ve kilo ayrımcılığı da giderek artıyor.

Kilo ayrımcılığı, insanları kilo vermeye teşvik etmektense, obezite riskini 2.5 kat arttırıyor. Bu da insanları kilo ayrımcılığına daha çok maruz bırakıyor ve sonuç olarak daha çok kilo alma döngüsü oluşuyor.

Sağlık sektöründeki kilo ayrımcılığı ve tutum ise tehlike oluşturuyor, çünkü yüksek riski olan kilolu insanları hastaneye gidip gerekli tıbbi tedaviyi görmekten alıkoyuyor. Kilo problemi yaşayan kişiler doktor ziyaretinden sonra kendilerine saygı gösterilmediğini, ciddiye alınmadıklarını ve herşeyin sadece kilolarına atfedildiğinden yakınıyorlar.

Zayıflık = Başarı ve diğer Yanlış yargılar

Kilolu insanlar neden bu kadar gaddarca yargılanıyor?

İçinde bulunduğumuz toplum inceliği zayıflığı , çok çalışmanın kişisel disiplinin ve iradenin sembolü olarak görüyor. Kilolu ve obez bireylerin ise bu özelliklerden yoksun olduğuna inanılıyor.

–Görsel Alıntı– www.protothema.gr/zoi/article/592178/empoderarte-me-portreta-ugion-kai-omorfon-gunaikon-me-parapanisia-kila

Siz Ne Dersiniz?