Obezite: Korunma ve Mücadele Yolları

Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanır. Yapılan çalışmalar şişmanlık oluşumunda genetik faktörlerin % 25-40 oranında rol oynadığını göstermektedir. Diğer taraftan, dünyada, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde; aşırı ve yanlış beslenme, hareketsiz hayat tarzı ve çevresel faktörler sebebiyle de erişkin ve çocuklarda obezite görülme sıklığı giderek artmaktadır.

1995 yılında, dünyada obez birey sayısı 200 milyon iken, 2000’li yıllarda bu rakam 300 milyona kadar yükselmiştir. Türkiye’de, Türkiye Obezite Araştırma Derneği verilerine göre, kadınlarda obezite oranı %32, erkeklerde %24’tür. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen, Çocukluk Çağı Obezite Araştırması’nın 2013 yılı sonuçlarına göre, çocuklarda fazla kilolu ve şişmanlık oranı erkeklerde %23,3, kızlarda %21,6’dır.

Fazla kilolu veya obez olmak, Tip 2 diyabet oluşumun %80, kalp damar hastalıkları oluşumunun %35, hipertansiyonun %55 sebebidir ve obezite ve ilişkili hastalıklar her yıl 1 milyondan fazla kişinin ölümüne sebep olmaktadır. Obezite ile mücadele önemli bir halk sağlığı sorunudur ve bu mücadele çocukluk çağında başlamalıdır.

Obeziteyi tanımlamada ‘Beden Kitle İndeksi’ kullanılabilir. Vücut ağırlığının (kg), boyun karesine (m2) bölünmesi ile hesaplanır. Beden kitle indeksi 18,5 -25 arasında ise birey ideal ağırlıkta, 25-30 arasında ise fazla kilolu, 30’un üzerinde ise obezdir.

Bel çevresi ölçümü de, yetişkinlerde Tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi obeziteye bağlı hastalık risklerinin önemli bir göstergesidir. Bel çevresi, kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm’in üzerinde ise birey uyarı sınırında, kadınlarda 88, erkeklerde 102 cm’in üzerinde ise birey yüksek risk sınırındadır ve önlem almak gerekir.

Obezite ve sebep olabileceği hastalıklar büyük ölçüde önlenebilir.

Obeziteyle mücadele de öncelikli hedefimiz, obeziteden korunmak olmalıdır. Bireyin ihtiyaçlarına uygun, tam tahıl, meyve -sebze gibi vitamin, mineral ve posadan zengin sağlıklı besinleri tercih etmek, yağ ve şeker alımını sınırlandırmak, bol su içmek ve haftada 150 dakika fiziksel aktivite yapmak obezite ile mücadelede alacağımız bireysel önlemlerdir.

Eğer birey fazla kilolu veya obez ise, hedef ideal vücut ağırlığına ulaşmak ve onu sürdürmek olmalıdır. Bu ağırlık kaybı sürecinde, bireyin kilo almasına sebep olan olumsuz beslenme alışkanlıkları belirlenmeli, yerine yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazandırılmalı, yaşam tarzı değişikliğinin yeterli olmadığı durumlarda, bir hekim kontrolünde ilaç tedavisi düzenlenmeli, bunun da yeterli olmadığı durumlarda cerrahi tedavi yöntemleri kullanılmalıdır.

Ağırlık kaybederken, gerçekçi hedefler koymak, yavaş kilo kaybetmek önemlidir. Ağırlık kaybetmek zordur fakat ulaşılan ağırlığı korumak çok daha zordur. Koruma programında amaç, uzun dönemde ağırlık kazanımını önlenmek veya minimum olmasını sağlamaktır. Bireyler, obezite tedavisinden sonra kazandıkları olumlu beslenme alışkanlıklarını terk ederse, kaybedilen kiloları fazlasıyla geri alırlar. Bu nedenle ağırlık koruma programlarının ısrarlı olması gerekmektedir. Ulaşılan ağırlığın korunması, davranış tedavisi ve çevre faktörlerinin düzenlemesi ile mümkün olacaktır. Bu düzenlemede topluma yönelik ulusal eğitim programlarının oluşturulması ve hükümet, gıda sanayi, medya, sağlık personeli ve tüketicilerin iş birliği yapması önem taşımaktadır.

KAYNAKLAR:

1) Ulusal Obezite Önleme ve Tedavi Kılavuzu, Türkiye Obezite Araştırma Derneği Yayını

2) Global Database on BMI, WHO

3) Çocukluk Çağı Obezite Araştırması (COSI-TR)

4) The challenge of obesity in the WHO European Region and strategies for response, 2007

 

–Görsel Alıntı  —    www.livepositive-livewell.com/wp-content/uploads/2017/01/forkfood.jpg