OBEZİTE VE ANTİOKSİDANLAR

Obezite, vücudumuza besinler ile aldığımız enerjinin harcadığımız enerjiden fazla olması ve bu fazla enerjinin vücutta yağ olarak depo edilmesi sonucu oluşan kronik bir hastalıktır. Obezite; başta kalp ve damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, diyabet(özellikle tip2), hipertansiyon, birçok psikolojik ve fiziksel rahatsızlığa sebep olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul edilen obezitenin, yine aynı örgüt tarafından yürütülen son araştırmalarda kanserle yakın ilgisi olduğu da belirlenmiştir.

Yapılan çalışmalarda obezitenin metabolik stresin artmasına neden olabileceği gösterilmiştir. Obezitede artmış oksidatif stres ve inflamasyonun yaşlanma süreçlerini de arttırdığı öne sürülmüştür. Kronik olarak çok aşırı beslenme, yüksek yağlı(doymuş ve trans yağlar), yüksek karbondidratlı yemekler tüketmek vücutta oksidatif strese neden olmaktadır. Obezitedeki oksidatif stresin azaltılmasına yönelik stratejiler kilo kaybı, fiziksel aktivite ve antioksidan bakımından zengin bir diyet bulunur.

      Ağırlığın azaltılması, antioksidan savunmaları arttır ve insan obezitesi ile ilişkili metabolik hastalık riskleri azaltmaktadır. İdeal vücut ağırlığına sahip olmak için yapılması gereken temel kural ‘‘az az ve sık sık’’ besin tüketmektir. Bu bilginin ışığında yemeklerdeki porsiyonları küçültmemiz gerekecektir. Bunun yanında günde 3 defa tükettiğimiz ana öğünlerimizin yanına 3 defa da ara öğünlerimizi eklememiz midemizin aşırı dolamasını önleyecek ve metabolizmamızı hızlandırarak daha sağlıklı kilo vermemizi sağlayacaktır.

     Sağlıklı bir diyet fiziksel aktivite ile desteklenmezse yeterli düzeyde kilo vermemiz mümkün olmaz. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği haftada 5 gün 30 dakika egzersizi mutlaka yapmamız gerekmektedir.

      Antioksidan bakımından zengin bir diyette bulunması gereken besinler; meyveler (nar,böğürtlen, karadut, kiraz, muz, avokado, vişne mango, kayısı) ve sebzeler(havuç, pancar, brokoli, kırmızı biber, domates), bitki çayları(özellikle yeşil çay), tam tahıllar, baklagiller kilo kaybı ve metabolik hastalıkların görülme sıklığını azaltmak için yararlı olduğu bilinmektedir.

     Son olarak obezitenin tedavisinde doğru bir beslenme tedavisi anahtar rol oynamaktadır. Ancak ideal kiloya ulaştıktan sonra bu kiloyu korumak çok daha önem kazanıyor. Nitekim obez olup ideal kilosuna ulaşanların %95’inden fazlası yeniden kilo almaktalar. Son yıllarda özellikle kentlerde fast-food beslenme alışkanlığının ön plana çıktığı dikkati çekmektedir. Bu beslenme tarzıyla kalorisi yüksek, şeker, tuz ve doymuş yağ asit oranı yüksek; kalsiyum, posa ve antioksidan yönünden fakir besinler alınmaktadır. Böyle bir beslenme alışkanlığı ile obez bir birey olmamıza davetiye çıkarıyoruz. Tıpkı bir sigara alışkanlığı gibi olan fast-food beslenme alışkanlığını hiç edinmemek tabi ki tercihimiz ama böyle bir alışkanlığımız varsa bunu bir an önce bırakmak kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için çok önemlidir.

    Sağlıklı günler dilerim.

                                                                                                                    Diyetisyen

                                                                                                                     ALİ GÜLER

KAYNAKÇALAR:

  1. Agro-industrial potential of exotic fruit byproducts as a source of food additives, Food Research International
  2. Oxidative stress in cardiovascular diseases and obesity: role of p66Shc and protein kinase C, Oxidative medicine and cellular longevity
  3. Birinci basamakta obeziteye yaklaşım, Sürekli Tıp Eğitim Dergisi
  4. Obesity-associated oxidative stress: strategies finalized to improve redox state, International journal of molecular sciences
  5. Obezite: nedenleri ve tedavi seçenekleri, Van Tıp Dergisi,