Sanatta da varız

Obesite ve Sanat

ANATANRIÇA KİBELE – KYBELE

Çatalhöyük ve Hacılar’da yapılan kazılar Ana Tanrıça figürünü İ.Ö. 6500 -7000 yıllarına kadar  uzandığını   ortaya koymuştur. Sümer‘den de önceki bir kültür çağını yansıtan bu tarihler Ana Tanrıça’nın Anadolu’nun yerlisi olduğunu göstermektedir. Analığı, üremeyi, dişiliği, hayatın sürmesini ve dolayısıyla bereketi simgeleyen tanrıça oturmuş durumda,kalın kalçalı,göbekli,dolgun gögüslüdür.

       Oturma pozunda olan tanrıca iki yanındaki iki aslana dayanmaktadır.Doğa üstüne sonsuz egemenliğinin bir simgesi olarak aslanı yanından ayırmamaktadır.

Bedenimiz, sahip olduğumuz en değerli şey…
Sağlıklı olduğumuzda değerini bilemediğimiz, hoyratça hırpaladığımız, son pişmanlığın fayda etmediği en değerli varlığımız… Yarışmalara konu olan, hayran olunan, aşkla sevilen, kıskanılan ve sanat eserlerine ilham veren…

Peki; çağlar boyu sanata esin kaynağı olan insan bedeninin güzellik ölçü ve değerleri değişiyor mu?

Yaklaşık son elli yılda insan bedeni ile ilgili bu ölçü ve değer değişimlerinin günümüz sanatına da yansıdığını gözlemlemekteyiz. Özellikle antik çağlarda sanatı etkileyen insan bedeni bugünün popüler tabiriyle “fit” vücutlar olurdu. Örneğin Erkek vücudu son derece estetik, kas dokusu, Akhilleus-Apollon gibi olurdu. Antik çağın kadın bedeni ise bugün hala estetiğin göze en güzel görünen objeleri olarak müzeleri süslüyor.

Akhilleus-Apollon

Günümüzde ise hızla değişen yaşam koşulları, beslenme alışkanlıkları beden biçimlerimizi değiştiriyor. Şimdilerde obesler de hoş birer obje mi?

İngiltere’nin dünyaca ünlü “The Lancet” Tıp Dergisinde yayınlanan 186 ülkede yapılmış bir araştırmada 1975-2014 yılları arasında yetişkinlerin beden- kitle endekslerinde hızlı bir değişim görüldüğü saptanmış. Bu artış sürerse 2025 yılında dünyada beş kişiden birinin obes olacağı varsayılıyor.

Araştırmaya göre obes kadın sayısındaki artış erkeklerden daha fazla.  Hiç kuşkusuz, kadınlardaki gebelik, doğurma ve menopoz bibi hormon değişimlerinin buradaki rolü kaçınılmaz. Obesite artışı günümüzde en çok Çin’de görülüyor. Oysa beslenme alışkanlıklarının değişimiyle birlikte giderek artan obesitenin ilk dikkat çeken yükseliş yeri ABD idi. Obesite artık bütün dünyada giderek artan bir sorun olarak görülüyor.

İnsan bedeninin çağlar boyunca estetiğe ve sanata ilham kaynağı olduğu düşünülürse, gelecekte obes insanların çoğunlukta olduğu bir dünyada bu bedenler sanata ilham kaynağı olabilecek mi?

Ukranya’nın doğu yakasındaki Gagarino kasabasında bulunmuş, Gagarino Venüsü adı takılmıştır. (M.Ö.yaklaşık 25.000)

Yukarıdaki soruyu cevaplamadan önce mağara resimlerinden ilk heykelciklere kadar insan yapısı kalıntılarda bedenin nasıl şekillendirildiğini ve bunun sanata nasıl yansıdığını gözden geçirelim.

Ama önce, farklı bir bilgiye de değinmeden geçemeyeceğim, mağara resimlerini çizenlerin hep mağara adamları olduğu sanılırken son araştırmalarda bu resimleri çoğunlukla kadınların yaptığı saptanmış. Belki de gün boyu av peşinde koşan erkekler bu konuya daha az zaman ayırabilmiş olabilirler. İlk çağların heykellerinde model kadın hep şişman, büyük göğüslü, büyük karınlı olarak şekillendirilmiş, üretimi ve doğurganlığı temsil eden bu şişman kadın bedeninin tanrıça olarak kabul görmesi ne kadar doğal. (Oysa günümüzün tanrıçaları böyle mi?)

İnsanlık tarihinde, sadece kısa bir süre- Hellenistik çağda tanrıçalar ve diğer insan figürleri ideal ölçülerine kavuşmuşlar. Tanrıça bedenlerindeki deformite günümüz obeslerinden birçok açıdan ayrılmakta.

Bu yazıda beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı sonucu oluşan obesite kavramı ve sanat ilişkisini ele alacağız.

Anadolu’da Fertilite Tanrıçası MÖ 6.000-5.000

İnsan bedeninin sanat içindeki yolculuğuna bakarsak, son birkaç yüzyılda şişmanlık refahı simgelemeye başlamış, kadın güzelliği   daha dolgun, balık etli olarak tasvir edilmiş. Erkeklerde büyükçe göbeğin gücü ve zenginliği simgelemesi yine aynı zamanlara denk gelmektedir.

Moda endüstrisinin yarattığı aşırı derecede zayıflık da zaman içinde sanatta yer almış, ancak bu durum çok uzun sürmemiştir.

Bu arada Amerika’da başlayan beslenme tarzının değişmesi ile ortaya çıkan, bugünkü tanımı ile “obes” diye nitelenen beden yapısı son 50-60 yılda sanatta gittikçe artan bir şekilde kendine yer bulmaktadır.

Sanatçılar bundan böyle toplum içinde çok gözledikleri bedenleri kayda almaya, sanat içinde kullanmaya başlamışlardır. Bu durum sanatın sadece seçilmiş güzellikleri değil, toplumu olduğu gibi yansıttığının da bir kanıtıdır.

“Şişman Zenci Adam” isimli eserinde Slowinski

McDonalds, Kentucky Fried Chicken ve hükümet destekli oyunlarla “işkenceye tabi tutulan” zenci bir figürü resimlemiş.

Günümüzün insanı içinde bulunduğu ekonomik koşullarda kendisine dayatılan “fast food” denen yapay beslenme tarzına alıştırılarak yağlanır, böylece açlıktan değil tokluktan ölürler …

(Bu daha mutlu bir ölüm tarzı olabilir, ayrı bir tartışma konusu!)

 

İstanbul’da sergilenen Xu Hongfei heykelleri Ağustos 2015 de Maçka    Parkı, Cevahir AVM önü ve Nişantaşı caddelerine renk ve neşe kattılar.

 

Şişman ve Mutlu – Hongfei

2015 yazında İstanbul’a bir sergi geldi.

 

Bir Çinli sanatçı obes heykellerini paylaştı bizlerle, caddelere, parklara yerleştirilen sevimli obesler neşe kattı İstanbul sokaklarına. Belki de bu obes heykeller, obesitenin artık en çok Çin de görüldüğüne dikkat çekmek ister gibiydiler. Görsel açıdan güzel veya çirkin olarak nitelemekten çok insan sağlığını tehdit etmesi nedeniyle önem kazanan bu sorun, sanatta obesitenin ortaya çıkmasıyla birlikte toplumda bir farkındalık oluşmasını sağlamış mıdır?

Beslenme türlerinin yeniden ele alınmasında, sporun önemine dikkat çekilmesinde, obesite cerrahisinin ortaya çıkması ve bu girişimler sonrasında bedene yeni şekil verilmesinde plastik ve estetik cerrahinin rolünün bir kez daha gündeme gelmesinde sanatın muhteşem gücünü yok sayamayız. Birçok ünlü sanatçı modellerini sadece obeslerden seçerek sanatta yeni alanlar açmışlardır.

Ünlü Kolombiyalı sanatçı Botero’nun obeslerden oluşan tablo ve heykelleri dünyanın dört bir yanında sergilenmektedir. Sanatçı obes figürleri hakkında şöyle der:

“Hayır, şişman insanların resmini yapmıyorum! Biçem açısından amacım boyutları genişletmek. Böylece daha fazla renk kullanımını mümkün kılacak şekilde alanı arttırabiliyor ve dile getirmek istediğim biçim duygusallığını, zenginliğini ve dolgunluğunu daha iyi aktarabiliyorum.”

 

 

 

Ülkemizde İzmir Efes Otelinin önünde Botero’nun heykellerinden biri yer almaktadır.

 

 

“Benefits Supervisor Sleeping”, 1995

 

 

 

Mevlut Akyıldız, “Dost başa değil markaya bakar”

 

Ünlü psikiyatrist Freud’un torunu Lucien Freud (1922-2011) obes modellerle yarattığı tablolarla ünlenmiştir. Bunlardan “Benefits Supervisor Sleeping”, isimli tablosu 2008 yılında New York ‘da bir müzayede de ünlü Rus milyoneri Roman Abramoviç tarafından 33,6 milyon dolara satın alınmıştır.

Ülkemizden ünlü bir sanatçı, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Neşet Günal Atölyesinden mezun olan Mevlut Akyıldız da toplumsal gözlem ve eleştiriler içeren sevimli obes figürleriyle pek çok esere imza atmıştır.

Botero, Lucien Freud, XuHongfei, Jenny Saville, Ada Breedveld, Cristian Peschke, Lindsay de Ovies, Miriam Lenk, Mevlut Akyıldız ve daha birçok sanatçı… Onlar yaşamda var olanı sergiliyorlar. 20-21. yüzyılda artan obesiteyi sanat camiası görmezden gelemezdi.

Bu gerçeklikle ortaya çıkan toplumsal durum ile sanatta özgürlüğün dışavurumu   birleştiğinde toplumda “obesite farkındalığı”na daha çok dikkat çekilecek.

“Hayatta var olan sanatta da vardır!”

-Alıntı- www.gazeteistanbul.comProf. Dr. Deniz İşcen yazısı   27 Nisan 2017

–Kapak Görsel Alıntı– www.sodeia.net/2015/03/blog-post_4.html

Siz Ne Dersiniz?

%d blogcu bunu beğendi: