Zayıflıyorum Ben

Bir başkasını yargıladığın zaman, bu o kişiyi tanımlamaz, sen yaptığın yargılama ile kendini tanımlarsın.

Evet, uzun ince bir yoldayım.Birçok kişinin defalarla geçtiği; bir o kadar çok kişinin de haberinin bile olmadığı bir yoldayım ben. Zayıflıyorum ben….

3 yaşında koyulduğum bu zayıflama macerasında 39 yıl olmuş hala pes etmemişim….

Pes etmedim, evet zor – çok zor ama pes etmedim. Etmenin ucundan dondügüm zamanlar oldu gerçi… Kolay bir şey değil zayıflamak, yaşayan bilir…

Hele benim gibi fazla kilonuz 130 kiloysa….. Hiiiiç kolay değil.

Hayatım boyunca, kolaylıkla iddia edebilirim ki yeryüzünde üzerimde denenmemiş hiçbir zayıflama metodu kalmadı. 3 yaşındaydım ilk diyete girdiğimde.

8 yaşında ergen oldum ve o günden beri hayatım zayıflama denemeleri arası hayat olarak geçti..12 yaşına kadar çeşitli diyetisyenler, spor, hipnoz, ilaç gibi denemeler ile devam eden zayıflama maratonum, 12 yaşında 178 boy ve 112 kilo olmamla birlikte, ilk ciddi girişim olan İsviçrenin dünyaca meşhur bir Health Farm ( sağlık çiftliğinde) bulmamla başka bir boyuta geçmiş oldu. Tabii bu arada, boy var pos var; kimse 12 yaşında olduğuma inanmıyor; herkes 18-19 yaşında zannediyor.

Neyse, 12 yaşında annemle beraber isviçredeki bu zayıflama kliniğinde 3 hafta kaldık. Sonuçta boy pos olsa da 12 yaşında bir çocuğum, unutmayın. Düşmüşüm bir gestapo kampına…

Sabah 7 de gestapo gibi bir hemşire uyandırıyor. Önce 1 termos sinameki çayı gibi kotu kokulu bir çayı aç karna içiyorsun. Sonra baldırlarına takılan ağırlıklarla orman yürüyüşü. Yürüyüşten aman oy diye koşturarak tuvalete zor yetişiyorsun; çay etkisini gösterdi malum…

Sonra kahvaltı saati. Hani şu şimdilerde çok moda olan Müsli var ya; işte o müsli bu Gestapo kampının icadı. Tamm da onlara uygun bir şekilde, kahvaltıya oturur oturmaz Scwester Evelyn – namı diğer Gestapo – tepemizde bitiyor ve bu müsli 45 dakikadan erken biterse oglen yemeği yok diyerek ültimatomunu veriyor.

Yahu, çocuksun; yürüyüşten gelmişsin ve açsın; kolay mı bit kadar tabağı 45 dakikada bitirmek? İşkence resmen… Bu arada, kahvaltıda musli varsa şanslı günündesin; pardon yaniii!!!

Normalde bu 45 dakikalık süre için 1 çay bardağı portakal suyu ve 10 badem gibi daha radikal kahvaltı seçenekleri de mevcut.

Neyse, kahvaltıdan sonra günümüz 15 dakika streching ile başlıyor. Ardından işkence yöntemleri serisinde; sizi duvara mıhlayıp üzerinize tonlarca ağırlıkta su sıkarak masaj yapılan itfaiye hortumu ile basınçlı su işkencesi; 2 kişinin sizi hamur gibi hart hurt yoğurup resmen masaya çaldığı masaj, üzerinize sauna diye kapatılan – sırf baş ve ayakları dışarıda bırakan 82 ampullü makinaya bir çok seçenek var.

Bunların arasında öğlen yürüyüşü; ardından çay tabağı kadar öğlen yemeği ve sonrasında da tai-chi seansı ile günün sonuna geliyoruz.

Tabii günün sonunda nasıl pestil olduğumu tarif etmeye gerek yok sanırım. Eh bu işkenceye 15 gün dayanabildim haliyle, ve 15 gunde 8 kilo vermiş olarak döndük evimize.

Siz Ne Dersiniz?